31 Aralık 2009 Perşembe

Sevelim, Sevilelim... :)

Eeuheueh süper ya... Senenin son günü olduğu için değil. Şirketteki ortam yüzünden. Yoksa son günmüş değilmiş çok da dert değil benim için. Yani diğer günlerden çok bir farkı yok. Maç olsa bugun benim için daha önemli olabilirdi yani sen anla!

Dün şirketin göbeğinde duran Sanalika "Çocuğu"nu süsledik. Acayip bişi oldu. Çam ağacı vardı ama onun yerine bunu süsleyen -benim başımı da dertten derde sokan- sevgili Volkan'ı tebrik ediyorum. :)

Sanalika "Çocuğu" neye benzer?Yalnız bu resimde eksiklikler var. Sonra da Ozan gibi bir fazlalık var. Çok şeker çıkmışlar yahu. :)
Hediyelerin geri kalanı da bugün eklendi. Onları da yükleyeceğim. Don't worry, be happy :)

NOT : Gani Müjde'yle tweetleştim mutluyum. Tamam mı? :)
NOT (bi daha) : Yeni yıl dileğim benim aşktı ama herkes öyle ottan bottan şeyler diledi ki utandım söyleyemedim.
NOT (bi bidaha) : Dün birine evlenme teklifi ettim. Beklemedeyim. :P




Dün akşam ben şirketteki içki ortamında sadece 2 tekila, yarım bardak da kokteyl içtim. Yani bişi olmadı.




Şirketin Clark Kent'i (yukarıda resimde sigarayı yakmaya çalışan vatandaş kendisi) benle sarhoş diye dalge geçip durdu. Bugün şirkete bir gelişi var yürüyemiyor... Hahahahah...

Bende dalga geçince

" Bak kızım dün ne içtiysem aynısından sana içiririm bugun. Görürsün yarın!!" dediği anda;

" Hakan noluyor? Nuri Alço musun len sen? Kıza gizli gizli içiyorsun?" sorusuyla Onur ortamı yıktı geçti.

Nasıl bi şirkettir bu değil mi? Üstüne üstlük ben dün erken kaçtım diye azar işittim yahu. Eğlence yarım bırakılıp gidilmez. Neyse 2010'un 31 Aralık'ına kısmetse.. :)

30 Aralık 2009 Çarşamba

Happy Hour...

Vay anasını sayın seyirciler...

Şirkette yapılan "happy hour" pek bir hoş. Pek neşeli yahu...

Yılbaşı çekilişi sonucu kimin bana ne aldığı sorusu dışında herkesi çözmüş durumdayım. Ay ay ay! Hani benim hediyem? Kim almış? Ne almış?

Neyse neyse... Keyifler iyi... Yarın akşam bir sürü yere davet edildim ama izin alabilir miyim evden? Bilmiyorum. Bol keyifli, bol eğlenceli yeni bir yıl dilerim... Pek muhterem efendiler sözlerime burada şimdilik! son verirken; öpücükleri demet demet sizlere gönderirim. ( bu cümle olmadı sanki :S )

NOT : Yeni yılda Bepanthen denen kremi piyasadan kaldırmalarını, aldığım ilacların dudaklarımı ve cildimi kurutmamasını diliyorum.

Veeeeee ve başka dileklerim de var ama onları sonra sıralarım... :)

Everbody Knows...

John Legend - Everbody Knows'la başladık güne... Haydi rast gele...

One more try...

Bu adamın sesiyle acayip bişi oluyor sanki. Çok garip eskileri hatırlayıp kendi hatalarıma gülümseyebiliyorum. Hatta bazen onun sarkılarına eslik ederken aglayabiliyorum.. Çok yetenekliyim. Ama onun sesiyle ağladığım zaman yanlış hatırlamıyorsam geçen yıl şubat-mart civarıydı. O çocuk bana John'un albümünü verdiğinde...

"Nefret aşkın bir adım gerisindedir" diye okumuştum bi yerde çok önceden. Çocuğa aşık olmadım ama ondan bi anda nefret edebildim. Nasıl yaptım? Bilmiyorum.

Hani bişey vardır sizi içten çökertir. Nedenini bir türlü anlamanıza izin vermez. Sebepsiz yere mutsuz olursunuz. Yaşlıdır ruhunuz. Şu an aynen öyle...

Kapat gözlerini,
Sustur herşeyi
Bul bir bir sebepleri
Anlatır belki
Sonuçlar seni...

Sevgilerrrrrrrrrrrrrrrrrr, Merve.. :)

29 Aralık 2009 Salı

Kaderim...

Az gittim, uz gittim, eğri gittim düz gittim
Yar sen sen diye bittim,
Uçurum gözlerinde, açık saçık sözlerinde
İhanet yüzlerinde yittim
Kaderim kastın mı var, ya sen gel yada beni aldır
Yeminin ahtın mı var, hasretten yüreğim hardır
"Ya bu ateşi söndür ya beni öldür
Ya da bu kalbimi bu bedenden sür..."

Bu sözler şu an beynimde çınlamakta. Neden? Niye? Sormuyorum saldım zaten... İçip içip sızan biri olmayınca da bu sorular hep bi yankı halinde beynimde. Çıkmak istemiyor. Çıkmıyor. Yalan yere güler yüzlü davranmakta pek koyuyor insana. "Senin düşündüğün gibi değilim" diyemiyorsun. Üzülüp üzülüp " olmadı bana birşey. Acımadı ki" diyebiliyorsun.

Saçmalığın daniskası ne biliyor musun? Sadece etrafındakileri değil de kendini aldatıyorsun. Gözünün önünde olan herşeyi yok sayabiliyorsun. Acıdı işte canın. İçinde bir parça yine yerle yeksan. Bu kısır döngüde senin sözün, senin aldatmacan. Üzül üzülebildiğin kadar. Ama nedense tek başına! Birinin yanında olursa, "güçsüzsün" damgası yiyebilirsin. En azından ben öyle sanıyorum.

O kadar uzun zaman oldu ki gerçekten istediğim için ağlamayalı. Bütün kırıklıklarıma, kırgınlıklarıma, hayatıma, kararlarıma, kayıplarıma, bana, benliğime, kendime ağlamayalı o kadar çok zaman oldu.

Başım Ağrıyor!

Feci bir baş ağrısıyla savaşıyorum. Mümkünse bir daha dün geceki vukuatımı tekrarlamayacağım. Hatta ve hatta bir daha olmaması için ne gerekliyse yapacağım. Ama bu kadarı bana bile fazla?!

Dün akşam saçmaladım da. Hem de az buz değil. Bayağı bir saçmaladım. İlginç olanı pişman değilim. Hatta birine sarılma ihtiyacımı bile karşıladım diyebilirim. Canım istedi sarıldım birine. O da sarıldı.

Durun yahu! Bir şey yok. Bi arkadaşıma sarıldım. Omzunda ağlamışım. Mutsuz olduğumu söylemişim. Gitmek istediğimi... Nereye gitmek istediğimi de anlatmışım sanırım. Rahatladım akşam akşam. Mutlu mesut yattım, uyudum.

Uyandığımda bir baş ağrısı. Ama korkunç. Canım acıyo yaa... Beynimin içine bıçaklar saplanıyor sanki!

Bu kadar zor olmasa herşey. Zorlamasa beni. Daha basit olsa çözümler...

Soruyorum işte "Hayaaaaaaaaaaaaaaaat beni neden yoruyorsuuuuuuuuuuuuuun???"...

28 Aralık 2009 Pazartesi

Aşk Bizi Niye Bulmuyor Ya ???

Aşk deyip duruyor herkes. Tamam ben de dedim. Ama sorun bi "niye?" dedim. Herkes aşık oluyor, karşılık da alıyor. Biz niye alamıyoruz?

Eksik miyiz? Yarım mıyız? Garip miyiz?

Nedir eksiğimiz anlamadım ki... Sevmeyi sevilmeyi haketmemek için yaptığımız bir hata mı var? Bi eşeklik yaptık da farketmedik mi?

Har vurup harman savurduk da o yüzden mi çıkmaz oldu karşımıza? Nedendir yahu?

İçimizden geldiği gibi davranmak yerine daha içten pazarlıklı mı olsak? Daha planlı programlı? Avcı taktiği izleyen kızlar gibi mi olsak acaba? Yani şöyle bir bakınca bizden daha mutlular gibi geliyor bana...

Biz dediğime bakmayın kendimden bahsediyorum. Yani nedir? Niyedir? Bi bilen varsa bi akıl lütfen...

Masal...

Hala masallara inandığımı farkettim de...

Kocaman kazık kadar kız oldum. Hala mutlu sonların olabileceği, bizim kerevete çıkabileceğimiz masallara inanıyorum.

Durup durup aklıma gelmesine izin veriyorum. Aklıma gelince gitmek bilmiyor. Üzgünüm diyorum. Üzgünüm herşey için.

Canımı yakmana izin verdiğim için.
Seni düşünüp yaralandığım için.
Senle ilgili bi gelecek düşlediğim için.
Sahte sevinçlerle kendimi oyaladığım için.
Sana inat edemediğim için.
Herkese söken keçiliğim sana sökmediği için.
Sana bakarken tebessüm etmeden duramadığım için.
Yarınlarımda hep sana dair bi umut taşıdığım için.
Her an her dakika senle konuşmaya devam etmek istediğim için.
Uzun süre senle konuşmadan duramadığım için.
Beni farketmediğin için.
Seni sevdiğimi gerçekten anlamadığın için.
İçimden boynuna atlamak geldiği halde başımı çevirdiğim için.
Kendime kızdığım halde seni azarlamaya kalktığım için.
Sana dair herşeyi öğrenmem gerektiğini düşündüğüm için.
Seni çokça zorladığım için.
Ve sensiz yaşamak istemediğim için...

Herşey için özür dilerim. Hepsi için.

Hayatımda ilk defa aşık olup bu kadar acı çekmeme neden olan bu insana hala aşık olduğum için de özür dilerim. Laf kalabalığı yaptığım ve sorgusuz sualsiz, aptalca, bencilce, herşeyi yazma isteğiyle dolu olduğum için özür dilerim.

Masalımızın sonu burası! Henüz çıkacak bir kerevet de, düşecek 3 elmayı da bulamadım. Bulduğum elmaların yarısı çürük diğer yarısı da kurtlu... Sağlamını bulan varsa tecrübelerinden yararlanmak isterim.