5 Şubat 2011 Cumartesi

İstiyorum!



Çok güzel işte. Tam da istediğim gibi. İstediğim yerde en azından. :/

Yine Yazı Bekleriz.



-Belki saklarız onu kalbimizde bir delik açar gibi.

Yaz ısıtır beni. Yaz güzeldir. Yaz geldiğinde yüzüm bi başka güler benim.

Soğuk kapatır, karartır, içimi acıtır, yorar, hırpalar.

Yazın çıkmalıydın karşıma. Sıcak en tepedeyken. Bi gölgeye hasretken. Ufacık bulut olduğunda "oh be" derken.

- Yine yazı bekleriz.

Senle beklemem ben. Seni de beklemem. Geriye baktığımda gördüğüm hiç bir şey yok. Sen yoksun. O yok. Bu yok. Kimse yok.

Ben kırmadım kimsenin kalbini. Ben bozmadım huzurunu. Ben kaçırmadım uykularını.

Geride kalan kimsem yok o yüzden. Ardımdan dökülen 2 damla gözyaşı bile yok. Varsa eğer o da şu ana kadar beni seven tek erkek tarafından olmuştur. O'nu da üzmek istemedim ben. Üzülmemesi için sabrettim. Denedim. Eminim.

Bi habersin herşeyden. Bi haber.

Ne olur sorma, duyma, görme, bilme. Öncesini konuştuk da sonrası daha çok aklımı çeldi benim. Güzeldi. İlk defa hayal kurmak güzeldi. Korkmadım. Sen vardın. Korkmadım. Çünkü kelimelerin sırayla döküldü ağzından :

- O günler hayal olarak kalmayacak.

- Gerçekten mi?

Diye sordum ya ben. İnanamadığımdandı, çocukluğumdan değil.

Ps : bi fotoğrafla bir sürü kişinin aklını çeldim ya eyvahlar kovalasın. Şu bbm fotoğrafı Caner'in çektiği fotoğraftı. Ve sayesinde 3-5 hareme cariye olarak gireceğim sanırım. Açılın. 7 kocalı Hürmüz'ün son sürümü geliyor. :P

Kıskançlık.


Nasıl bi duygudur? Nasıl sarar seni? Nasıl içten içe yanar durursun?

Neden huzuru bulan birini yeniden karanlığına sürüklemek için onun aklını karıştırırsın?

Sen nasıl bir yalansın? Nasıl riyakar?

Biliyor musun? Sen huzursuzlukla mutlu olabilecek kadar huysuzsun.

- Düşümde gördüğüm adam...

Düşümdeki adam sen değilsin. Hayallerimdeki. Beni gözünden sakınan bu adam sen olamazsın belki de.

Baksana etrafına... Bak ve gör. Ben O hayallerindeki kız mıyım? Değil miyim? Anlamıyor musun?

Sen kısıtladıkça daha çok açılıyorum. Senin inadına. Bi farketsen. Ele avuca sığmam ben. Beni bırakırsan karlısın. Tutup sıktıkça nefes alamam. Belki de ölürüm.

Baş ağrısı bu benim için. Bırak ben yolumu bulurum. Bırak ben düşünüp dururum. Bırak.

Kıskançlık; hani "kendine güvenmeyen insanın hastalığı"ydı? Güvenin tamsa eğer bu yaptığın saçma değil mi? Beni sıkboğaz etmenin faydası ne ki?

Her gün, her dakika birinin benden ilgi beklemesi çok şey... Şey işte. Basit, sıkıcı, yorucu, garip. Bunu ben beklerim. Başkasının bunları beklemesine alışmam zor.

Sen iyisin. Sen güzelsin. Sen benimsin. Ama sana bunları duyurmak gibi bi niyetim yok ki. Bildiklerinle yetin bence.

Hazır olmak gerek tüm olanlara. Tüm bunlara. Tüm zorluklara. Tüm başarılara. Sana yetmek gerek. Seni kendime ait kılmam gerek. Bi kerede, bi nefeste, bi öpüşte. Ama ilk andan beri biliyorum sanırım. Aynı rüyayı 2.kez görsem bile O değil senin yerin yanım, biliyorum.

Farketmesen de tanıştığımız ilk andan beri ben seni seviyorum. Aşık değilim belki. İçimde büyük devasa bi ateş yok belki. Ama kararlı sönmemek üzere yanan bi ateş var. Bitmez, sönmez umarım.

Lütfen, biliyorsun ki kıskançlık gereksiz. Kıskançlık kötü. Kıskançlık saçma.

Farket yanımdayım. Kimseye böylesine kalbimi açmadım. Kimseye. Ve ne yaptıysam geride. Ne istediysem oldu. Dahasına ihtiyacım yok ki.

Benim limana ihtiyacım var. Öyle dalgalarla boğuştum ki, bir de sen çıkma n'olur? :)

4 Şubat 2011 Cuma

Ya Sonra?




Nedir derdin söyle diye
Bir gün bana sormadın
Yüzüme bakmadın
Bilsen nasıl acı çektim
Kendim kimse görsün istemedim
Candan seven birini bekledim

Sen yoktun ki, bu kara günlerde
Başkası vardı gönlünde
Gerçekleri gördüm yeter dedim

Bu günün birde yarını var
Mutluyduk belki, bu güne kadar
Ya sonra, ne yaparım senden sonra
Acımadan geçer yıllar
Zamanla yalnızlık başlar
Yola çıkar pişmanlıklar
Kal, sevgini de al
Gidiyorum ben, sen hoşça kal
Bugünlerin yarınları var, gidiyorum ben sen hoşça kal

Bilmem nasıl yaşarım ben
Böyle karşılıksız severken
Kopmalıyız iş işten geçmeden

Alışkanlık betermiş hepsinden
Korkuyorum her biten günden
Bırak kalbimi sen şimdiden

Anla beni sevgilim
Bıraktım seni
Kal, hoşçakal

-------------

Sabah metroda çalıyorlardı. Öyle canım istdi ki dinleyeyim. 1 saattir dinliyorum ofiste.

Neler anlatıyor bana? Offf ne anlatmıyor ki?

Şu geçtiğimiz 2 yılda ne aptallıklar yapmışım ki ben. Neleri harcamışım? Neleri kapatmışım? Neleri geri dönüp başa sarmışım?

Benden bi b.k olmaz aslında. Bu ispatı işte.

Ben yine yaptım bişeyler. Zeki ve uzun insan seviyorum bu kesin. Bu konuda da çok da başarılı olmayan girişimlerde bulundum tabi. Birinden bile pişman değilim, onu sorarsan. Ben istedim, oldu. Ben istedim, yaptım. Şimdi bıdık bıdık üzülmemi gerektirecek bir şey yok.

Ama olan olayları engelleyebilirdim, en azından daha az yara alırdım. Yara da değil be, hırpaladım durdum kendimi yok yere.

Olan olaylara karşı öylesine soğuk kanlı davranmayı öğrendim ki, ne artık gerçekten istediğim tepkileri veriyorum. Ne de kime gerçekten ne hissettiğimi söylüyorum.

Bazen sadece "olsun" diye yapıyorsun bişeyleri. "Olsun!" . Olur. Oldu. Olacak. Budur aslında.




Ps: Cosmotürk'te yazılarım çıkmakta. Pek bir mutluyum. :)

http://www.cosmoturk.com/kose-yazilari/kadin-ne-ister-ahcae.html

2 Şubat 2011 Çarşamba

Dansım Geldi!



Daha doğrusu klasik "konserim geldi" faslını az geçtik. Konser şart değil, dans etmek için uygun yer de olur. Biz bize.

O'nunla olmaz. Biraz şey çünkü. N'ey? Ağır. Olgun. Ya da gizli deli. Ne bileyim? O'nunla olmaz. Geçelim.

N'olur bi davet gelsin. Hani şu "mask"taki geceyi yapalım deseler. Hani Onur'la gittiğimiz "Line"daki durum olsa. Of!

Ya da erkek güruhuyla içsek. Ya da durun durun daha bombası geliyor. Çapkınlığa çıksak ya? Olmaz mı ki?

Tamam, pes. Kırıp dizimizi sinema, yemek, kahve yaparız. Selülitlerimiz artmasın diye pilateste harap oluruz. Yaşlanırız, içimiz geçer. Peki. Kabul. Böyle olsun.

Robs!




Evet Robert geldi. :)

1 Şubat 2011 Salı

31.01



Bi tarafta 20'lik dişlerin ağrısı, diğer tarafta soğuklar. Ölüyorum sanırım. Hani ölmesem de sürünme ihtimalim var, o kesin.

Dün gittiğim 2 saatlik pilates dersi sonrası zaten benden hayır beklemek çok yanlış. Pert durumdayım. Esnek olup sıkılaşacağım diye geberip gideceğim. Aman ya!

Sağolsunlar o bitik hal sonrası iyi gelen şeyler de oldu. Bu sefer tutar mı ya? Cidden. Sırf ben çok seviyorum diye "balık ızgara" yaptı, salatayı bana yaptırdı ama idare edeceğiz artık. :P Buldum bunama halindeyim.

Bu defa tutar mı? Ya tutarsa?



Rakı da içtik. Akşam hem yorgun hem kafası güzel olarak eve döndüm. İşin ilginç yanı ne biliyor musun? Ben hiç bişey yapmıyorum. Hiç bir şey. Uğruna savaşacak, uğraşacak hiç bir şey yokmuş bu hayatta. Ya olurmuş, ya olmazmış. Bıraktım. Olursa olur, olmazsa olmaz. Yormaya da yorulmaya da gerek yok.

Öyle keyifli ki konuşmak. Ne sen kırıl diye laf söylüyor, ne senin g.tünü kaldırmak için bin bir iltifat düzüyor. Olduğu gibi. Ne konuşuyorsan o. Altında başka anlam yok. Başka kelimeler yok.

Sanırım sevmek değil de sevilmek daha önemli şu hayatta. Sevildikçe huzur buluyorsun. Sevdikçe sorun yaratıyorsun kendine. Ah çok özür dilerim ben sevmekten anlamam, unutmuşum. Hiç sevmedim çünkü.

Hiç belli olmuyor ne yapacağım. Sıkılıp "hadi eyvallah" da diyebilirim, tutup "hadi evlenelim" de.

Bunu kendime niye yapıyorum bilmiyorum ama hiç olmadığım kadar rahat bir insan oldum sanırım. Bu rahatlıkla ne kadar yaşarım henüz bi fikrim yok. Gittiği yere kadar. O da olmazsa olduğu kadar.