3 Ağustos 2011 Çarşamba

Uyku!











Her türlü uyku fotoğrafı itina ile paylaşılır. Uyku. Uykuuu. 100 yıl uyusam uyanmasam keşke. :(

Şekilden Şekile...







Benimkinin tipi muhteşem. Ama diğerleri de çok komik. Çiftlikte ayağımda salladığım Şımarık geliyor aklıma. Bebek gibi kundaklayıp ne hale getirmiştim yavruyu. Dedem kurtarmıştı. :D




2 Ağustos 2011 Salı

Bize De!



Bize de! Amin.

Kızgınım!



Bir sürü şeye... Yolunda gitmeyen şeylere de. Yolunda gidenlere de aslında. "Çarşı herşeye karşı" ya sanırım ben de bana karşı duruyorum bi süre.

Sinirliyim, yorgunum.

Bişeylere üzülüyorum da neye belli değil? Birini düşünüyorum, kim olduğunu bilmiyorum. Böyle karmaşık, böyle saçma sapan bi ruh hali benimki.

Bi boşluk var. Bi yokluk hissi. Bişey kaybolmuş gibi. Gitmiş de ardında kalmışım gibi. Unutmuş da unutamamışım gibi. Düşünmüş de bulamamış gibi.

Kızgınım insanlara. Mesela öyle davranmasaydım, bu olmazdı. Bu olmasaydı, öyle davranmazdım. İsteseydi böyle olmazdı, istemedi ondan oldu. Hayır, ne oldu? Iıh. Bilmiyorum ki. Bişey olmuş. Valla olmuş.

Seni görmeyeli de bişeyler olmuş. N'olmuş? N'olmuş? Baya hoş olmuş. Saçlar kesilmiş, yüz göz açılmış. Bi ferahlık gelmiş. Hayırlısı, hayırlısı. Herşeyin hayırlısı. :P

1 Ağustos 2011 Pazartesi

İntimissimi Candır!!!






Burcucum bu konuda yorumlarını merakla bekliyoruz. Muah, öptük. :P

Bu Zaman...



Geçen yıl bu zaman ben radyodaydım. Dünyanın en güzel işine sahiptim. Sonra sevildiğimi sanıyordum. Ramazanın ilk günü bugün ya. Aklımdan geçenler çok fena.

Kapıdan 15 dk görmeye gelen birini hatırlıyorum. Sonra ben yayına o ofisine.

Sonra onunla oruçlu olduğum günler uyumaya çalıştığımızı hatırlıyorum. Çalışıyorduk sadece. Sıcak hava zaten uyu uyuyabilirsen.

Dön sağa, dön sola. Iıh. Olmuyor. Sonra eve gidiyorum. İftarda su içiip uyuyorum, sahura tekrar uyan, sonra radyoya gitmek için yine uyan. Boşuna değilmiş o şuursuzluk halleri. Böyle yanlış seçimleri insan aç karnına yapabilir anca. Kesinlikle öyle.

Tam da bu zamandı işte. Yine ramazan. Yine şuursuzluk hali. Neyse ki seçim gerektirecek bi durum içinde değilim.

Tarkan vee Büyü...

Cumartesi günü surat 5 karış önce Sermin'i yolcu ettim havalimanından sonra Meltem'lere geçtim. Yahya bize makarna yapacak. İtalya'da öğrendiği sosları test edeceğiz hep beraber diye.

Eve girerken "çok kalamam ama babamın kesin emri var, kardeşimle konsere gidecekmişim." dedim. Ne konseri, nerde, nasıl bi güzel konuşuldu. Sonra karar verildi tüm ekip gidilecek. Muhteşem soslar denedik, afiyetle yedik.

Velhasılı kelam eve gidip şort-tshirt olayına giremeden kendimizi önce Taksim'de sonra da Santral'e bulduk.

İçeri girdik, Sedef Tarkan'ı görecek diye önlere ilerledik. Sonra bulduk bi açıklık, çöktü Burcu yere. :) Bildiğin bağdaş kurdu. Çantalar ona emanet başladık önce Manga'ya eşlik etmeye. Sonra Tarkan çıkmadan önce Yahya'nın bize İtalya'da kulüplerde başlarına gelenleri taklit etmesi vardı ki evlere şenlik.

Bütün şarkı sıralaması benim isteklerime göre olması çok iyi oldu. Valla konserim gelmişti iyi oldu. Biz bize öyle takılıp, öyle kaptırmışız ki kendimizi Tarkan sahneye dansöz çıkarmış, farketmedik bile.

Nasıl oynadık, neler yaptık?